Hayatım boyunca “Türkler film çekemiyor yavvv!” yaftasıyla karşılaştım. Her karşılaşmada aklıma gelen dört beş as yönetmenden biri oldu Orhan Oğuz. Onun “Her Şeye Rağmen” filmini izlemeden Türk sineması hakkında genel geçer bir yargıya varmanın kurgulu bir ön yargı olduğuna inandım. “Dönersen Islık Çal” Türk sinema tarihinin kült eserlerinden biri oldu.Read More →

Mehmet Yılmaz ile Söyleşi. Her şeyin melezleştiği sürecin içinden geçerken… ”…Gerçek şu ki, sanat da doğa gibiydi; çoğulcuydu, sürprizlere gebeydi, kuramlara sığdırılması olanaksızdı…” / Mehmet Yılmaz Mehmet Yılmaz, HEYMİMRES / Nelik ve Kimliğin Diyalektiği başlıklı Piramid Sanat’ta açtığı sergisinde (12 Mart 2018) hem gerçeklik ve anlık, hem ideal ve süreklilikRead More →

  Ailesinden, okulundan, büyüğünden, bücüğüne kadar kendi varlığını başkasının imhası, yokluğu üzerine kurmak temelinde eğitilmiş, eğitilmekte olan ağır hasta bir toplumuz. Böylesi bir toplumda edebiyat ve sanat, biz üretenleri -ilk akla gelenin aksine- bu durumdan muaf tutmuyor. Evde, sokakta, çarşıda ceza, hapis, işkence, linç, ölüm vb. olarak dışa vurulan toplumunRead More →

Okur, piyasa ve ödül konusunda bir algıda seçicilik tecavüzüne uğramıştır ve Prens Mişkin’in “Evlenin benimle Maria Philipovna,” tiradını bir budala gibi unutmuştur. Ve klişenin dışına çıktıkça mesafeleri olan ve uzaklaşan okur olmuştur. Artık usta bir hipermarket alışverişçisidir ve seçtiği konserveler, onun için hazırlanmış akıllı şefler tarafından yine mutfakta (emperyal dünyalıların izin verdiğiRead More →

1959’da İstanbul’da dünyaya geldi. 1982’de Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümünden mezun olduktan sonra Bursa Devlet Tiyatrosunda sahne aldı. Devlet Tiyatrolarından istifa ettikten sonra, bir süre Ali Poyrazoğlu’yla çalıştı. Özdemir Çiftçioğlu’yla birlikte Tiyatro Grup’u kurmuştur. 5. Sokak Tiyatrosu, DOT ve Garajistanbul’un oyunlarında oynamıştır. İlk sinema filmi, Nisan Akman’ın yönettiği 1987 yapımıRead More →