Ah Carmela, dik burnun bir başkaldırı. Bir göçmen botunda iki çocuğunu boğarken deniz, işte öyle şişirdin dudaklarını! Ama her şeyden önce Carmela, gözlerin. “Tanrı en büyük porno film senaristidir,” dercesine çığlık atıyor. Haklısın. Tırnak uçlarına kadar haklısın. Hatta en çok onlara kadar. Kendi bedenine sapladın onları. Ve hâlâ var aralarındaRead More →

Yeraltı edebiyatının günümüzde yalnızca Kadıköy sokaklarında, elinde şarap şişesiyle ağır ağır yürürken göze kestirilmiş olan hoş kadınlara yanaşıp Freud’dan dem vurmanın ötesine geçmiş (geçebilmiş) birçok yazar var ülkemizde. Bu konuda fazlaca doluyum. Yazdığım öyküleri inceleme fırsatı bulduğunuzda şunu göreceksiniz; vicdanımı rahatlatmaya çalışıyorum. Kendimi ifade ederken bu dili kullanıyor olmama rağmenRead More →