Keşke yatağın sağında yatmaktan, yatağın sağına, soluna, ortasına, yatağa çapraz yatmaya başlamak kadar kolay olsa. Keşke inat edip iki, üç hafta yapmasan da o temizliği yapmak zorunda kalacağın günün geleceğini bilmek kadar basit. Keşke büyük tencereyi hiç almasaydık, diye düşünürken istemsizce yapılan hesap kitap kadar sessiz. Hıçkıra hıçkıra ağladım. DahaRead More →

On beş sene. Koskoca on beş sene. Ardına bir kere bile bakmadan beni terk etti. Bir kez bile. Yani, insan meraktan döner. Gözü bir anlık arkaya kaçar. Hayır, bakmadı. Bir taksiye atladı ve gitti. Bir not bile bırakmamıştı. Rujuyla aynaya bir şey çiziktirmemişti. Ne bileyim, sebebini anlayamadım. Her zamanki gibiRead More →

Adım ötesi kaldırımlara bakan yüzler ya da ufacık bi’ tını; beni çeken köreltici ışığın şerrine, serefine karşı bir makine benzinli ya da gaz yağlı belki de. Dalları; yaprakları sonsuza uzanmış duran kilitli satırı arşın adım gider. İki dilli kedi, hayır kilitli; adam akıllı bu ne saçmalık kesin şunu! Bir makineRead More →