Yaşlı ve Bilge Vidanjör Operatörü

Yaşlı ve Bilge Vidanjör Operatörü

Garip bir hastalığa yakalanmıştım. Bunca yıl dinlediğim ya da konuştuğum kelimeler kafamda bir öbek boka dönüşmüştü. Tehlikeli bir hastalıktı. İşin kötü yanı, doktorların dediğine göre, son bir aydır artık düşündüklerim de boka dönüşüyordu. Dinleme, konuşma ve düşünme, dediler uzmanlar. Yoksa kafam patlayacak ve etrafa boklar saçılacaktı. Güm. Ve ben ölmüş olacaktım. Tıp çaresizdi fakat ben ölmek için daha çok gençtim. Bu durumun elbette bir çaresi olmalıydı. Berbat olan ise bu dünyada benden başka bu amansız hastalığa yakalanmış herhangi biri yoktu. İlk hasta ve ilk teşhis bendim. Tedavi mi? Tabi ki yoktu. Biraz araştırdım. Doğu tıbbı, Afrika büyücüleri, Peru Ayahuasca rahipleri hatta sakallı hacamatçılar. Her yolu denedim. Kıçıma diş macunu sürmekten yanağıma mil sokmaya kadar. Günden güne kafam daha çok bokla doluyordu. Çünkü istemeden de olsa dinliyor, konuşuyor ve düşünüyordum. Ne yapayım yani? Bu arada neredeyse bütün ulusal medyaya ve yabancı birkaç gazeteye ve onlarca internet sitesine haber oldum. Durum vahimdi. Kafamın infilâk etmesine az kalmıştı. Ben de güneye indim. Olimpos’ta bir oda tuttum. Son günlerimi sakin bir şekilde geçirecektim. Huzurluydum. Düşünüyordum fakat en azından konuşmuyor ve dinlemiyordum. Bir gün kumsaldan dönerken bir kelebeğe rastladım. Onu takip ettim. Kelebek bir vidanjörün üstüne kondu. Beynimde şimşek çakmıştı. Kaça çekersin, dedim adama. Neyi, dedi. Kafamdaki bokları, dedim. Daha önce hiç çekmedim, dedi ve birini aradı, konuştu. Konuştuğu yaşlı ve bilge vidanjör operatörü yarım saat sonra yanımızda bitti. Kafamı inceledi. Eline hortumun başını aldı ve var gücüyle enseme soktu. Çek, diye bağırdı öbür adama. İşlem başlamıştı. Onlar çektikçe rahatladım. Kafam çok doluydu çünkü. Kafamın içinden öbek öbek bok çıktı. İşlem bitti. Kaç lira istiyorsunuz, dedim. Rahatlamıştım. Yaşlı ve bilge vidanjör operatörü, istemez, dedi. Ben yaşadığım sürece sen de yaşayacaksın. Her yıl gel ve kafa bokunu bana çektir, diye ekledi. Teşekkür ettim. Ondan sonraki on yıl boyunca kafa bokumu adama çektirdim. Adam öldükten bir yıl sonra ise kafam infilâk etti. Şu anda size bana özel tahsis edilmiş gök tuvaletinden yazıyorum. Burada bok yok. Sadece ışık var. Işık sıçıyorsun.

 

Onur Sakarya
Görsel: Daryl Toh

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir