Toplumcu Yerlatı Edebiyatı(!)

 In Portakalı Soydum

Yeraltı edebiyatının günümüzde yalnızca Kadıköy sokaklarında, elinde şarap şişesiyle ağır ağır yürürken göze kestirilmiş olan hoş kadınlara yanaşıp Freud’dan dem vurmanın ötesine geçmiş (geçebilmiş) birçok yazar var ülkemizde.
Bu konuda fazlaca doluyum.
Yazdığım öyküleri inceleme fırsatı bulduğunuzda şunu göreceksiniz; vicdanımı rahatlatmaya çalışıyorum. Kendimi ifade ederken bu dili kullanıyor olmama rağmen yerin üzerine gözlerimi asla kapatamadım.
Ben kendime hâlâ yazar diyemiyorken insanların edebiyatı kendilerine amaçları uğruna araç olarak yapıştırmasını anlayamıyorum. Kaldı ki “yeni” başlığı altında böyle bir işe girişilmesi, garip. O halde ben de şunu eklemek istiyorum.
“Toplumcu Yerlatı Edebiyatı”
Evet evet, Nazım, Gülhane Parkı’nda, elinde birası “sikmişim memleketi” edasında yürürken sevgilisiyle sevişiyor, polisler geldiğinde onlara tüküre tüküre göz altına alınıyor.
Bukowski gerçekten doğal bir insandı. Bunu özeleştiri yaparak söylüyorum, öncelikle zorlama bir Bukowski yapılanmasından sakınmalıyız.
Tek bir kişiye ya da kişilere yönelttiğim ithamlar yok bu yazıda.
Genelleme yapıyorum ve genel durum bu.

Ah, çok bohemim.
Bira çok severim.
Biraz da gazım var.
Hadi sevişelim.

 

Ulaş Çınar

Recommended Posts