Uzun Vadi

 In Alengirli Mecmua, Okudum Ve, Pozisyon Hatası

Kitabın içinde yer alan 11 öykü var. Öykülerin kahramanları ve olay örgüleri birbirinden çok farklı görünse de hepsinin temelde birleştiği bir yer var: Kadın Öyküleri. Dönemi için üstü kapalı bir feminist yaklaşım olduğu söylenebilir. John Steinbeck’in, kadın erkek eşitliğini açıkça ifade etmese bile kadını temel alan bu öykülerinin, kadın okuyucuları için bir kapı araladığını düşünüyorum. Kadının sessiz kabullenişi altında, yaşadığı duygu ikilemlerini çok iyi anlatmış. Sözle ifade edilemeyen bir çok duygu, davranış şeklen yaşama yansır. Steinbeck’in, dönemini ve çevresini çok iyi gözlemlediği yadsınamaz bir gerçek.
1930 Amerika’sında geçen bu öyküler de; Salinas Vadisinde yaşayan kadınların öyküleri. Erdemin kadına yüklediği ağırlık altında ezilen kadınlar. Dönemin ahlak anlayışının kadınların üzerinden sorgulanışı bir nevi.
Her öykünün gizli öznesi bir kadın.
Eve kapatılan kadınların gizli dünyalarının etrafında dönen olaylar. Erkek algısının değişmeyen beklentileri.
Her öyküdeki kadın kahraman tek tek incelendiğinde, kadınların sessiz çığlıkları var. Evi, bahçesi, çocukları üçgeninde var olmaya çalışan kadınların uzak hayalleri imgelere saklanmış.
Dönemi için postmodern öyküler aslında. Krizantemlere yüklenen imge ile Beyaz bıldırcının ölümü, Salinas Vadisindeki kadınların özgürlüğünün sınırlarını çiziyor. Kaçış öyküsü bir annenin gücünü ortaya koyarken, Johny Bear statü ile belirlenen erdemin kadının hayatından vazgeçme noktasına gelişinin ağırlığını omuzlara yüklüyor.
Tüm öykülerde kendini hissettiren döneme ait erdem duygusunun sadece kadının omuzlarında taşınması gerektiği. 1930’ların Amerikası’nın özeleştirisi gibi.
Bana en çarpıcı gelen öykü, Bakire Azize Katy. İronik anlatım özelliği ile kadın; kötülük/şeytan ve tanrı/iyilik arasında yaşanan gelgitlerin ortasında bir yerde. Egemen algı erkeğe ait. Din; erkeğe ait. Kadın uymak zorunda. Ya azize olur ya fahişe, ortası yok. Erkek algısı kendini aklamak için tercihini istediği yönde kullanabilir.
John Steinbeck’in romanlarındaki ustalığının temeli bu ilk öyküler ve yazarın yazma felsefesinin temelini atmış gibi. Keyifle okunuyor, kitap bittikten sonra içindeki imgelerin bilinç altınıza yerleşmiş mayınlar olduğunu anlıyorsunuz. Günlük bir gazete haberini okurken patlıyor. Ah! Bu erdem neden kadının yükü sadece?

Derya Biçer

Recommended Posts