Yapışkan Zamanlar

Yapışkan Zamanlar

Gün batarken kızıl taşların tam ortasına ekilen bir çift soluk hayal et
Yanına bir çift de göz
Ölümün kusursuz planlayıcısının vaz geçemediği bir hazzı ele al mesela
Kirli bir topraktan ibaret milyarlarca yabancının üstüne suçlu gözlerle bakıyor olmalarını da ekle hemen
Tüm bakışların, kendilerini unutup suçlu diye bağırdıklarını düşün o an sana
O an yapışkan bir hayaletin kasıklarına hücum ettiğini düşün
Yokluğun ve hiçbir zamanda olmamışlığın gözlerini çiz pencerene
Tavandan aşağıya atlayan su damlalarını düşün mesela
Yorgun ve ağır ağır açılan romatizmaları kapıları
Lekeli su bardaklarını düşün
Ve musluklardan akan gri çamurları
Paslanmış cam pervazlarını
İçine su alan eski ve yırtık ayakkabıları da unutma sakın
Günden geceye ve geceden güne hep bunları düşün
Bir akşamüstü
Henüz güneş tam olarak batmamışken, dahası gökyüzü henüz griyken
Rüzgârlara inat üzerine bir hırka dahi giymemişken
Beni düşün
Nasıl da nefessiz kaldığımı,
Karanlık ara sokaklarda tek başıma dolandığım o anları düşün
Hızlı adımlarımla bir kaldırım faresiyim ben büyük adımlardan korkan
Tren garlarında ne tren, ne gelen, ne de gidecek olanları bekleyen
Yalnızca öylesine, bir şeyler olmasını bekleyen bir mülteciyim ben
Savruk zamanların zebanisi
Sonbaharın ve kışın habercisi
Diğer mevsimlerin nefretine tabii bir ağacın tek bir yaprağıyım artık ben

 

Onurhan Şahin
Fotoğraf: Simon Larbalestier ~ “Karen Hill Tribe 1”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir