Yüzüklerin Efendisi Tevfik Fikret Miydi?

Yüzüklerin Efendisi’ndeki muhteşem doğası ve Servet-i Fünûn dönemi yazarlarının Yeşil Yurt Özlemi ile akıllarımıza kazınan Yeni Zelanda’yı gelin beraber tanıyalım…

Dünyanın en etkileyici görünümlerine şahit olacağınız ve kendinizi masal diyarlarında hissedeceğiniz Yeni Zelanda’da fantastik bir dünyanın içine gireceksiniz. Bambaşka coğrafi oluşumları içinde barındıran bu ada ülkesinde hala aktif volkanlar, muhteşem bembeyaz sahiller, yemyeşil ve sık yağmur ormanları, gizli kalmış mağaralar, buzullar ve çöller bana küçük bir cennetteymişim hissini uyandırdı.

10423724_10152729839148915_3652240609984854630_n

Servet-i Fünûn Dergisi etrafında toplanmış içinde Tevfik Fikret, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit gibi isimlerin de yer aldığı grubun Yeşil Yurt Özlemi’ne karşılık gelen yer olarak Yeni Zelanda’yı seçmeleri hiç de tesadüf değil. Çünkü Yeni Zelanda şu anda dahi benim gözümde rahatlığın ve özgürlüğün ülkesi oldu. Anti parantez, Yeni Zelanda en yaşanılası ülkeler sıralamasında günümüzde de ilk üç sırada yer almaktadır.

O dönemde Servet-i Fünûn topluluğu II. Abdülhamid döneminin baskıcı, sansürcü ve jurnalci ortamından bir nebze kurtulabilmek için Yeşil Yurt hayali kurmaya başladı. Bu hayalin peşinde koşan yazarlar sanatı ve bireyselliği ön planda tutan yazarlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Hepsinin eserlerinde dikkati çeken bir diğer özellik de karamsar bir ruh hali ve içe kapanıklıktır. Yaşanılan siyasi dönemin yazarlara özellikle bu tarz bir ruh hali kazandırmış olması kesinlikle yadsınamaz.

servetifinun

Yeşil Yurt Özlemi, öncelikle uzak diyarlara gitme ve bu baskıcı rejimden uzaklaşıp dilediklerince ve özgürce yazma düşüncesi şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu özlem ilk olarak Tevfik Fikret ve Hüseyin Cahit’in Dr. Esad Paşa’yı ziyaretleri sırasındaki sohbette gündeme gelmiştir. Sohbetin konusu sizin de ön gördüğünüz üzere ‘’istibdat’’ tır ve çareyi bu diyarlardan uzaklaşmak olarak görürler.

Dr. Esad Paşa’nın yalısında geçen bu sohbetin ardından Tevfik Fikret bahriye yüzbaşısı olan Mehmet Rauf’tan göç edebilecekleri Yeşil Yurt konusunda bir araştırma yapmasını istedi ve İngiliz Donanması’na bağlı Imogene Gemisi’nin süvarisi Kaptan Bain’den hayal ettikleri hayata en uygun yerin Yeni Zelanda olduğu bilgisini aldılar.

tf
Tevfik Fikret

Yeşil Yurt fikri çeşitli nedenlerle önce Anadolu’da Manisa’da faaliyete geçirilmek istense de bir türlü hayata geçirilememiştir, fakat Yeni Zelanda’nın Türk edebiyatı açısından önemi büyüktür. Bu sayede bu özlemle Servet-i Fünûn sanatçıları çok değerli eserler ortaya çıkarmışlardır. Halen Yeni Zelanda gözde seyahat rotalarından olup insanların bir süre yaşamak istediği ülkelerdendir.

Aç Parantez…

Oğlu Haluk’un ileride milleti bilgisiyle aydınlatacak bir kahraman gibi yetişmesini arzulayan Tevfik Fikret, 1909 yılında on dört yaşındaki Haluk’u elektrik mühendisliği eğitimi alması için Glasgow’a gönderdi. Oğlunun vatan ve millet için faydalı bir birey olması arzusunu “Haluk’un Vedâı” ve “Promete” adlı şiirlerinde dile getirdi. Ne var ki Haluk, yanına yerleştirildiği Hıristiyan ailenin etkisiyle din değiştirdi ve babasının düşlediğinden çok farklı bir yaşam sürdü. 1913 yılında Amerika’ya gidip ailesine izini kaybettirdi; 1916’da Michigan Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği’nden mezun oldu. Tekrar “yurda” dönmeyen Haluk Fikret, 1943 yılından sonra kendisini dine verip rahip oldu ve 1965 yılında Orlando, Park Lake Presbyterian Kilisesi rahibiyken hayatını kaybetti…

10952895_10152729844753915_46938250_o

Yeni Zelanda’nın Türk edebiyatındaki küçük hikâyesinden sonra biraz da bu ülkeden bahsetmek istiyorum. Yeni Zelanda’da tabir-i caizse insandan çok koyun karşınıza çıkacaktır. Şaka yapmıyorum, inanın yemyeşil ovalarda her yanda binlerce koyunun otladığını göreceksiniz ve bu görüntüye bayılacaksınız. Sizde benim gibi mükemmel fotoğraflar yakalayabilirsiniz bu yemyeşil ovalarda.

Adada büyük bir İngiliz etkisi görüyorsunuz, fakat bunun yanında adanın yerlileri geniş cüsseleri ve döğmeleriyle Maoriler de oldukça dikkat çekiyor. Ayrıca Koreli ve Çinliler de oldukça yoğun şekilde bu ülkede yaşam alanı kurmuşlar. Özellikle Uzak Doğu restoranları bu ada ülkesine hâkim durumda gözüküyor. Bol bol Uzak Doğu lezzetleri tadabilirsiniz.

screen-shot-2014-08-04-at-12-08-47-pmYeni Zelanda’da ilk durağınız en büyük ve en kalabalık şehri Auckland olmalıdır. Şehirde öncelikle Auckland Katedrali’ni ve müzeleri gezmelisiniz. Marina’da güneşin ve okyanusun kokusunu ta iliklerinize dek hissetmeli ve huzurun şehrinde dinginliği üst seviyelerde hissetmelisiniz.

Auckland parklar açısından da çok zengin bir şehir. Örneğin Domen bölgesinde gittiğim Ulusal Park’a hayran kaldım. Devasa büyüklükteki bu parkta yeşilin bin bir tonu ile başım döndü. Bu parkta insanlarla rahatlıkla sporlarını yapabiliyorlar ya da kahvelerini alıp çimlere yayılıp kitaplarını okuyabiliyorlar. Ben bir taraftan etrafı seyrederken bir taraftan da bir şeyler okumayı ihmal etmedim tabii ki J

Bu Sir Robert Ulusal Parkı’nın içinde karşıma farklı farklı müzeler de çıktı. Bu müzelerden biri de hoş bir savaş müzesiydi.  Burada Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maurilerin yaşamları canlandırılmıştı ve oldukça ilgimi çekti. Maurilerin yüzleri ve vücutları döğmelerle boyalarla yansıtılmış heykelleri içimi ürpertmedi değil. Maurilerin yer aldıkları savaşlar için de bir bölüm hazırlanmıştı. Bu bölümde yer alan Gelibolu köşesi ve yansıtılan Türk askeri figürü beni epey duygulandırdı.

maorimuseum

Auckland’in simgelerinden biri olan Sky Tower’ı da mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. 328 metre yükseklikteki bu kuleden şehrin görüntüsü harikulade gözüküyor. Ayrıca bu kuleden bungee jumping de yapabilirsiniz, fakat ben cesaret edemedim bu işe…

Yeni Zelanda’da bir sonraki durağınız ise Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit filmlerinin çekildiği Hobbiton film seti olabilir. Ben kendimi sanki o filmlerdeki Hobbitler gibi hissettim ve bu his harikaydı. Bir filmin içinde olmak gibisi yok.

10860982_10152729850328915_1606370253318927484_oBu köye gelmeden evvel bir bilet almanız gerekiyor. Sonrasında yemyeşil arazi üzerine kurulmuş bu masal köyünün her karışını gezebilirsiniz. Her evin içine giremiyorsunuz ama ziyaretçiler için bir Hobbit evi gibi düzenlenmiş kafede kendinizi bir Hobbit olarak hayal edip kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

10956445_10152729847793915_1766972452_oRahatlığın ve rahat insanların ülkesi Yeni Zelanda’da gezip görülecek yer o kadar fazla ki… Bu ada ülke yaşamakla bitmez. En çok ilgimi çeken yerleri sizinle paylaşmak istedim. Bir gün yüreğinize bu ülke düşerse şayet hiç tereddüt etmeden rotanızı bu ülkeye doğru çizmelisiniz. Hatta 5-6 ay bu ülkede kesinlikle yaşamalısınız.

Yepyeni dünyalar keşfetmeniz dileğiyle sevgiyle kalın…

Duygu Esirger

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir