Zaman Uçuşu

 In Pozisyon Hatası

hiçbir şey olmadan önce ya da her şey olduktan hemen soğra bir tango,
kesik bir çift bacağın yaptığı.
belki son gün batımı, belki son kızıllık, belki son kavga;
körlükten hemen önceki.
burada, işte tam da burada, her şeyin doruğunda bir zirve ve bir dip var.
biz, bir grup ben… yorgun düşmüşüz,
insan yaralamaktan ve yaralanmaktan.
ne otel odalarımız, ne rezidans katlarımız ne de çadırımız…
renklere olan zaafımız bizi ayakta tutan.
genç kadın evinden alıkonuyor, çocukluğu naftalin kokmadan.
sırtı hiç gelmiyor yâre.
atlara inanıyor, inanmayacağı güne kadar.
az soğra bi uçak düşüyor ve az soğra bir gemi enkaz.
az soğra söndürülüyor bir orman yangını.
az sonra keşfediliyor yeni bir tür, müzik başlıyor.
az soğra bir deha ve az sonra uvertür.
yeni bir hastalık az soğra ve yeni bir derman…
işte böyle olabildiğinin en çılgınındayken zaman, nereden koşsak yoracaklar bizi.
yol üç harf, tek hece, uzun anlamlı.
atlar koşuyor, asfaltlara aldırmadan.
zamanın en kaltak kesiğine denk gelmiş gibi, çatlıyor dal ucundaki tomur,
ama ar damarı
ve o uslanmaz genç kadın yokuşu geri doğru tırmanmaya çalışıyor,
yenilgilerine bakmadan.
bir elinde cigarası, diğerinde dünya küresi;
bir odadan diğer odaya adım atar gibi.
hayat zamanın garip bir (d)iz düşümü,
zaman uçucu,
majör dengesiz,
ağrı kesiciyse saçma yönlerde.

Ezgi Kutlar
Fotoğraf: Alexandre Bordereau

Recommended Posts